Sarılıp gövdesine sımsıkı, bir kadın kendini doğurabilir isterse.
İkisi de çırılçıplaktı ve utançları yoktu. Adamın meyve dişlemeye hazır dişleri tenin üzerinde mürler bıraktı. Her mür, bir mühürdü “bu ten benim” diyen. Bu, onun teniydi, başka tenlere istekli, kendine yabancı.
Kadının tenini yorgan gibi üstüne çekti.
Yağmurlar mor yağsın istiyorum, rüzgarlar turuncu essin mesela.
Pencereden bakmayı öğreteceğim sana.
Benim de şiirlerim var, aşk konulu, senin o şehri sevmene benziyor. Seni sevmeye benziyor adamakıllı serserin olana kadar.
Bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var?
Türlü türlü saçmalıklar düşüreceğim aklına, türlü türlü bulanıklıklar. Nefret edeceksin benden. Annenin hatırına yediğin kerevizim ben. Öyle yoktan yere yani, öyle zoraki..
Sarılıp gövdesine sımsıkı, bir kadın kendini doğurabilir isterse.